Derinlik Bir Lüks Değil, Standarttır
Derinlik, insanın hem kendisi hem de dünya için ürkütücü. Çünkü dünya yüzeyseli sever; insan, aşina olmadığı duygu ve olaylarla yüzleşir.
Herhangi bir piramidin en alt tabakası her zaman en kalabalık olandır.
İnsan derinleştikçe bilinç piramidinde üst tabakalara geçiş yapar. Tabakalardan kasıt statü, gelir seviyesi vb. değil, içsel genişliktir. Üst tabakalar her zaman daha küçük bir gruptan oluşur. Hal böyle olunca, en geniş kitle tarafından yanlış anlaşılmaya, belki linç edilmeye, yalnızlaşmaya mahkûm olur derin insan. Bu yalnızlık, karanlığıyla birlikte vardır. İzole olmanın konforuna bir kere alışınca, ego hâlâ devredeyse şöyle fısıldar: Sen farklısın! Tek başına da yaparsın. Hatta böyle çok daha mükemmelsin. Yükselirken fark edersin içindeki kibrin büyüklüğünü. Orada dur diyebilirsen bu kibre, ezebilirsen egonu eğer, bir tabaka daha çıkarsın. Bu tabaka daha tenha ama aynı zamanda daha geniştir. Bir şey olmadığını anlarsın. Kalabalığın gürültüsü seni yormaz; aksine seversin kalabalığı. Kalabalıkla bir olmayı da bilirsin, tek başına mutlu olmayı da... Her şekilde kendinden memnun olur ve hayata karışmanın tadına varırsın. Hem her şeysin, hem hiçbir şey... Hem bu dünyaya kök salarsın neşeyle, hem de bir parçan başka diyarlarda gezinir durur.
Daha büyük çerçeveden bakabilirsin her şeye... İncinmemeyi de, incitmemeyi de önemsersin. Hak yememeyi de, hakkını korumayı da bilirsin. Muhakeme yeteneğin daha güçlüdür. Adalet duygun da... Bu sefer tek taraflı değil; tüm taraflarda, çok boyutlu Hak ve Adalet terazini çalıştırırsın. Bunu sen de yapamazdın kısa zaman önce; yapamayanlara kızmaz, gücenmezsin. Rumi'nin dediği gibi: Kimsenin sana karşı değil, sadece kendi tarafında olduğunu anlarsın. Bu, olumlu bağımlılık yapar ve içinde daha üst tabakalar için durdurulmaz bir açlık yaşarsın.
Derinlik bir lüks değil, bir standarttır. Bu standarda uymayanları, sen istesen de hayatında tutamazsın.
Derinleştikçe arınabilmek, güzelleşebilmek ve hayata karışmak dileğiyle 🍀
